11 Kasım 2009 Çarşamba

Bizim Oyun Hamurumuz...


Kış gelmeye başladıkça Efdal ile Ethem evde sıkılmaya başladılar tabii. Bir de şu malumunuz domuz gribi meselesinden babamız bizim alışveriş merkezlerindeki oyun yerlerine de gitmemize izin vermez oldu e anne kuş bendeniz de n'yapacağımı şaşırır oldum.
Efdal'in bu ara en çok kullandığı cümle bana karşı

"HIMMM anne ye yababiliyim??"
ben de başlıyorum


"HIMMMM bi düşünelim ye yababiliysin? a aklıma bi fikir geldi hamurla oynayalım mı?"

o anki ruh hallerine göre evet ya da hayır diyorlar. Eğer cevap evetse hemen koşuyoruz mutfağa alıyoruz plastik kasemizi önce içine su, sonra un.... cıvık mı oldu tekrar un yok kurumu oldu tekrar su:)) yapıyoruz bir hamur. sonra onu güzelce mıncıklıyoruz mıncıklıyoruz. Yere hemen bir örtü serip masalarını sandalyelerini koyuyoruz alıyoruz pasta kalıplarımızı kalemlerle (oklava niyetine) açtığımız hamurlardan şekiller yapıyoruz. Kalıplarla şekiller yapmak daha kolay tabii benim gibi beceriksizseniz bu en basit yol. Yoksa oğlum " anne kebce yap, vinc yap, aslan yap..... " bitmeyen isteklerde bulunuyor. Allah için uğraşıyorum ama ben kepçe yapmaya çalışırken ortaya bir çanta çıkıveriyor, ya da ne bileyim vinç yapayım derken zürafa o kadar beterim yani... böylece hamurlarla yapım aşamasından itibaren 1 saate yakın zaman geçirmiş oluyoruz hem onlar eğleniyor hem de onlar eğlendiği için ben mutlu oluyorum. Oyundan sıkılınca ki önce hep Ethem sıkılıyor hamurları etrafa atma faslımız başlıyor orda hemen olaya müdahale edip hamurları topluyorum ve bir poşete koyup buzdolabına saklıyorum. Böylece ertesi gün de hamurumuz hazır oluyor.
Bu arada renkli hamurlardan almıyorum çünkü hem hala hamurdan örneğin elma yaptık diyelim oyuna fazlaca kendilerini kaptırıp ağızlarına atabiliyorlar hem de şu son sıkılma aşamasında yerlere atma faslında halılar ve sonrasında ayakkabının altına yapışan küçük parçalar sayesinde pıtı pıtı koşulan hilafsız tüm ev rengarenk oluyor...

1 yorum:

Zuzuların Annesi dedi ki...

Canım Mimledim seni:)