28 Ekim 2009 Çarşamba

Her çalışan anne mi böyle yoksa ben mi böyleyim??


Tamam kabul ediyorum dengesiz hatta çok dengesiz bir ruh halindeyim. N'den mi daha 2 gün önce kızım da çalışmama alıştı şuymuş buymuş diye caka satarken bugün "ama ben çalışmak istemiyorum ki" diyorum kendime.. Hatta sadece kendime de değil ablama da söyliyeyim dedim resmen gülme krizine girdi telefonda. N'den güldüğünü o da anlıyamamış ama çok komik gelmiş ona.. Haydaaaa n'den benim çalışmak istememem bu kadar komik oluyor anlıyamadım.
Acaip acaip şeyler düşünmeye başladım. Sağıma bakıyorum hasta insan , soluma bakıyorum hastalıktan bir yakınını kaybetmiş insan e düşünüyorum etrafımdaki çoğu insan mutsuz... benim daha kaç sene yaşıyacağım hadi onu da geçtim bu şekilde sağlıklı yaşıyacağım belli mi??? Hazır sağlıklı sıhhatli iken bu zamanlarımı çocuklarımla birlikte evde geçirsem bu daha akıllıca değil mi?? n'den bu kadar hasret çekiyorum onlara??
İşlerim hergeçen gün daha da yoğunlaşıyor işten korktuğumdan değil elbette ama artık bu tempoyla eve gidince de çocuklarımla kafam rahat zaman geçiremiyorum. Bu durum geçici mi onu da bilemiyorum.. Sürekli kafamda soru işaretleri ile yaşadığımı ve kalbimin rahat olmadığını hissediyorum...
Her çalışan anne mi böyle yoksa ben mi böyleyim??

26 Ekim 2009 Pazartesi

daldan dala

İş güç derken bu ara resmen sıkıştım kaldım (sıkıştım kaldım deyince de hep aklıma bir kadın bir erkekteki replik gelir oldu:) neyse) Anlatacak çok şey birikti de bu kafa yoğunluğundan onları anlatacak güç ben de birikemedi bu ara.
Ethem ile Efdal bu ara gene çok şekerler. Çok yorulsamda azıcık azıcık mızlansam da biliyorum ki en tatlı zamanlarındalar. O laflar, hareketler, edalar kendilerince uydurdukları oyunlar , küsmeler, bağırışmalar , kıkırdaşmalar hepsi hepsi çok özel çok güzel benim için.
Çok konu birikince daldan dala bir yazı olucak bu anladım. Şöyle ki aklıma bin türlü şey geliyor bir köşesinden kapıp anlatmam lazım lakin yazmadıkça yazmıyorum onunda farkındayım.
Efdal bu aralar "ben de büyüyünce işe gideceğim" diyor. Bunu duymak her seferinde beni çok sevindiriyor. Sebep kızımın büyüyünce çalışmak istemesi değil sebep kızımın bunun güzel bir şey olduğunu düşünmesi.. Yanlış mı düşünüyorum bilemiyorum ama demek ki o bu durumu çoktan (hatta benden önce) kanıksamış ve iyi birşey olduğuna kanaat getirmiş.
Bu arada 2.5 yaş dr kontrolümüz çok iyi geçti. Doktor amcamız kızımın da oğlumunda gelişimini çok beğendi. Çok şükür anane ve dedeleri öyle iyi bakıyorlar ki onlar olmasa hayat benim için nasıl olurdu hiç bilemiyorum bilmek de istemiyorum.
Ethem yapbozlarla oyun oynama işinde iyice ustalaştı beni bile hayrete düşüren kuleler inşaa ediyor acaba rahmetli dedesi gibi inşaat müh. mi olucak??:))) Geçenler de büyüyünce n'olmak istiyorsunuz diye Ethem'e de Efdal'e de sordum. İkisi de şaşırdı n'diyeceklerini bilemediler kanımca soruyu da anlamadılar:)) ben de onları yönlendirmek istemediğim için çeşitlendirmedim.(öğretmen,dr, vs. saymadım) çünkü ben n'desem onu diyeceklerdi onu anladım. İleri de n'olucakları benim için hiç önemli değil. Ben sadece onların kendilerine zarar vermeyecek mutlu ve huzurlu olucakları işleri seçmelerini çok isterim.
Bu ara kafam öyle yoğun ki... sadece çocuklarımla oyun oynarken o yoğunluktan uzaklaşıyorum. Onları o kadar çok seviyorum ki bunun gerçekten tarifi mümkün değil.. daha fazla laftan lafa atlamamak için bu özeti burada bitirmeye karar veriyorum:)))
Bir de bugün canım ablamın yaşgünü onu da çooook seviyorum:))) (ben daldan dala bir yazı olucak baştan demiştim):)))

13 Ekim 2009 Salı

İşte bizim meme hikayemiz....













Dün Efdal'i uyuturken düşündüm de ; şu an benim için normal sayılan bazı ritueller bundan seneler sonra hatırladığımda yüzümde kocaman bir tebessüm ve zihnimde "ahh n'kadar masummuşlar" dedirtecek. Bir anne olarak çocuklarımı kandırmayı elbette istemem ama bazen öyle mecburiyetler oluyor ki bu bir de rituele dönüşüyor. Şöyle ki; Ethem de Efdal de memeyi seven çocuklar. Meme derken yalancı meme ya da emzik işte ondan bahsediyorum. Ethem memeye çok daha düşkünken Efdal uyku zamanları daha çok meme emerdi. Gel zaman git zaman bu meme olayı biz de iyice kriz halini almaya başlamıştı. Ethem artık iyice işi abartıp 2meme birden emmeye başlamıştı. Yerde meme görüyor hop ağzındakini bir tarafa fırlatıyor sonra Efdal 'de başka meme görüyor bu sefer onu kapıyor ikisini birden ağzına alıyor vs. Efdal işi bu noktaya getirmemişti. O genelde gündüzleri meme emmiyordu ya da Ethem de görünce aklına geliyor emiyordu. Dediğim gibi öyle böyle bu bir kriz halini almaya başlamıştı. Mesela bir gece Ethem her zamanki gibi süt içmek için uyanmıştı karanlıkta gittim ağzından memesini aldım biberonu vermeye çalışıyorum baktım biberon bir türlü ağzına girmiyor bir de n'göreyim 2 meme ile uyuya kalmış ben birini çıkarmışım ama ikincisi yine ağzında.... Durum böyle vahim olunca ve memeler artık ısırılmaya kopartılmaya pis ve sağlıksız bir hal almaya da başlayınca dedik bir yalan uyduralım. Börtü böcekleri yakınen tanıyan çocuklarımız için uydurduğumuz yalan klasik "artık büyüdünüz memeden kurt çıkar" dı. Ben şahsen hiç umutlu değildim bu yalandan ama Ethem çok etkilendi. Zaten memeleri ısırık içinde olduğu için emmek de onu çok keyiflendirmiyordu. İçine bir de kurta benzer bir şey koyunca oğlum ısırıklı olan her memede kurt var sanıp bıçak gibi 1 gecede meme emmeyi kesti. Resmen şok olmuştum. Meme istediğinde de yine ısırıklı memelerden verdik ve her seferinde "bu kurtlu" diye ağzından fırlatıp attı. Kurt yalanı biz de tabiii ki hala sürüyor bahçede, balkonda , evde kurta benzeyen herşeyi gördüğümüzde "bak oğlum& kızım kurtlar sizin memeleri arıyor" vs gibi şeylerle bu masal devam ediyor. Böylece Ethem'in meme hikayesi beni bile şok eden bir gelişme ile bitmiş oldu... Ama Efdal için bu kadar kolay olmadı olmuyor... Şöyle ki... O dönem tam bu memelerin kurtlandığı ara:)) ben Efdal'e yatağında kendi kendine uyumayı öğretmeye çalışıyordum.(başardım mı hayır! ama çabaladım) n'yse dedim ki çocuk zaten yeni bir aşamaya geçti birşeyler öğrenmeye çalışıyor ve bunun için bir de eziyet çekiyor zaten memeye de çok düşkün değil öğle uykularında meme emmiyor bile en iyisi ben kızıma daha fazla eziyet etmiyeyim de bari meme ile uyusun dedim. Bu gayet makuldu. Ethem'e memeyi asla göstermemek şartıyla sadece geceleri Efdal meme emmeye devam ediyordu ve gündüz aramıyordu bile... Ta ki bir gece evde mememizi bulamayıp da bakkaldan uyduruktan bir meme alana kadar. Film orda koptu. Ben doğduklarından beri hep aynı marka meme veriyordum. Ama gecenin bir vakti bulamayacağımız için alınan bu memeye Efdal resmen bayıldı. Biz çocuğa meme bıraktırmaya çalışırken o daha çok istemeye her uykusunda meme diye ağlamaya hatta gündüzleri de krize girmeye başladı işte Efdal için uydurulan özel yalan da o zaman başgösterdi... Efdal'in yalanı da şu... "bak siz artık büyüdünüz sizin her memenize yeni de olsa kurt giriyor; ancak bebeklerin memesinde kurt olmaz. Bebek de seni çok sevdiği için sadece uyku saatlerinde memeyi getiriyor sen uyanınca hemen bebeğin babası gelip geri alıyor" Efdal'i ancak bu şekilde uyku saatlerinde meme emmek üzere kısıtlayabildik. Yoksa Ethem de tekrar memeye başlıyacaktı. Şimdi benim kuşum her gece uykusu geldiğinde Ethem'in de duymaması gerektiğini bildiği için Gözlerini süzüp sesini kısarak "bebek mana meme getiiimiş mi?" diye soruyor ve biz "evet getirmiş " deyince de dünyalar onun oluyor. Biz de her gece bu yalanı sürdüyoruz. Çoğu zaman meme getiren bebek üst kattaki komşumuzun bebeği Zeynep oluyor. Efdal'e diyorum ki "Zeynep büyüyünce onun da memesine kurt giricek ona göre..." O da hemen " ama Zeynep daha büyümemiş di mi anne" diyor:))) Ben de "evet daha büyümemiş ama her an büyüyebilir " diyorum:)))






İşte bizim meme hikayemiz.... Henüz Efdal'den dolayı tam olarak son bulmayan bir hikaye...

29 Eylül 2009 Salı

Allah kimseyi yavrusunun kokusundan ayrı bırakmasın...







Haberlerde duyduğum günden beri Kayseride kaybolan yavrular aklımdan çıkmıyor. Çok fazla TV seyretmeye vaktim olmadığı için işe gelir gelmez netten çocuklarla ilgili son haberleri takip ediyorum.
Ramazanda işten dönerken radyodan dinlediğim haber kanalında muhabir insanlara "geçmiş ramazanlarla şimdiki ramazanlar arasında farklar var mı?" diye soruyor ve inatla insanları soruları ile geçmiş ramazanın çok daha güzel geçtiğine yönlendiriyordu. Dinlerken kızmıştım "böyle de haber mi yapılır? resmen insanları yönlendiriyorlar, her sene aynı gevezelik yapılıyor" vs. diye....
Sonra bu çocukların ŞEKER BAYRAMInda kaybolmaları ile birlikte kafama bir şey dank etti ve geçmişe döndüm. Gevezelik dediğim şeyi düşünmeye başladım ve ağlıyası oldum...

Ben çocukken aylar öncesinden Şeker Bayramını beklerdim. Kalbim bayram günü yaklaştıkça sanki daha bir hızlı, daha bir heyecanlı atardı. Ramazanın gelmesiyle evimizin havası tamamen değişirdi hele de bayram yaklaştıkça..... temizlikler yapılır, şekerler alınır, gümüşler ovulur....
Bayrama günler kala muhakkak ablam ve benim için alışverişe çıkardık. Tüm İzmit'i dolaşırdı annem bizim için. Ablam çok daha kolay karar verirken ben bir türlü n'alıcağıma karar veremezdim. Kıyafetim ayrı alınır, tokam ayrı , çorabım ayrı, ayakkabım ayrı veeee tabii ki bol bol şeker toplayacağım için çantam ayrı:))
Bayram gününe kadar kimseye, hiçbir arkadaşıma göstermezdim aldıklarımı herşey süpriz olmalıydı.
Bayramdan bir gün önce ev çiçek gibi olurdu. Biz de banyomuzu yapar mümkün olan en erken saatte yatardık.
Bayram günü babam erkenden namaza giderken annem de bizi hazırlardı. Saçımız taranır , üstümüz giyinilir. Babam gelip de kahvaltımızı yaptık mı.. çalan ilk kapı zili ile işte benim de günüm başlardı. Apartmandaki 13-15 çocuk toplanır önce kıyafetlerimiz hakkında yorumlar yapar sonra da sitenin yolunu tutardık. Tek tek kapılar çalınır, bayramlaşılır eller öpülür bazen şeker , bazen çikolata, bazen sakız bazen de mendiller toplanırdı. Artık çantamda yer kalmaz fazlalıkları yedikçe yerdim. Zaten önceki bayramlardan hangi koşumuzun n'ikram edeceğini bile bilirdim. Tüm sokağımızın bayramlaşması bittikten sonra evimize gelirdik ve bu sefer ailece yapılacak bayramlaşmalara gitmek üzere evden çıkardık.... Bütün bayram şeker, çikolata ve baklava ile beslenirdim. Yerdim, yerdim, yerdim... taaa ki allerji olup da ayaklarımın altına kadar allerji baloncukları çıkana ve klasik "incidal" ilacımı içmeye başlıyana kadar.........

Şimdi ki çocuklar bunları yapabiliyorlar mı???? Bilmem sanmıyorum. Benim etrafımdaki çocuklar yapamıyorlar..
Kayserideki minik çocuklar da belki benim çocukken ki heyecanımla çıktılar yola ama geri dönemediler... düşündükçe boğazımda birşeyler düğümleniyor..
Geçen bu çocukları konuşurken eltim " e anneleri de salmasalarmış bu zamanda çocuklar bayramlaşmaya gönderilir mi?" dedi. Önce tepkisine şaşırdım sonra da söyliyecek pek de bir laf bulamadım...Sonuç olarak doğru söylüyordu ama... maalesef gönderilmiyor.. gönderilemiyor...




Tez vakitte bu 3 yavruda sağ salim uzun süren bayramlaşmalarından geri annelerinin kucağına dönerler inşallah.... Allah kimseyi yavrusunun kokusundan ayrı bırakmasın...

24 Eylül 2009 Perşembe

Ayy Allah kimseyi blogundan ayrı koymasın:)))

Ayy Allah kimseyi blogundan ayrı koymasın:))) hahahaa:))

Bu n'biçim bir alışkanlık olmuş böyle de ben farkında değilmişim. Resmen 13 gündür karın ağrıları çekiyorum. Bilgisayarlarımın hiçbirinden bloguma + diğer bloglara giremiyordum; çok şükür geçti gibi:))) Mert'in de başının etini yiyip durdum ama bana sabretti doğrusu :))))

8 Eylül 2009 Salı

pundig,kukaka,dombada:)))


Ethem ile Efdal'in arasında ilginç bir bağ var. Sanırım bunu ancak ikiz olan insanların anlıyacağı bir bağ. Klasik biri uyanınca diğeri de uyanıyor efendim biri bir ağlasın diğeri de bak susmuyor demiyeceğim.

Mesela siz bir kelimeyi 40 kere de söyleseniz onlar ; bir diğeri o kelimeye hangi söyleniş biçimini uygun gördüyse o şekilde söylüyorlar. Örneğin "puding" .Ben belki 50 sefer "puding" demişimdir ama Efdal'in ağzından bir kere kelime "pundig" olarak çıktı ya tamam Ethem de "pundig" diyor. E ben daha çok ve doğrusunu söylüyorum??? yok farketmez onlar aralarında bunu uygun gördüler... Aslında çok da komikler. Çikolata mesela "kukaka" bazen "kokaka" da olabiliyor ama asla "çikolata" olmuyor... İkisi de aynı şekilde söylüyorlar. Bütün yaz çoğu akşam dondurma yedik. Herkes "dondurma " diyor benim iki muzur "dombada"....
Niye böyle acaba???

"Kardeşim yanlış da söylese o benim kardeşim ben onu korurum ben de yanlışını söylerim"mantığıyla mı?

yoksa

"Bak bu annemler de kelimelerin doğrusunu bilemiyorlar , oysa kardeşim öyle mi??? en güzelini söylüyor" mantığıyla mı???
Vallahi de bilemiyorum... Ama hangi mantıkla söylüyorlarsa da çok tatlılar:)))

3 Eylül 2009 Perşembe

kreativ_blogger ödülüm var:)




Bir ödülümüz daha oldu çooook da güzel oldu:)) Bu ödülü bana sevgili arkadaşım sdilek http://karyamvedamlam.blogspot.com/ vermiş:)) çok teşekkür ederim canım:)

Evet bu ödülünde kendi içinde kuralları varmış efendim işte kurallar da bunlarmış;

1. Ödülün logosunu bloguna eklemek.

2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak.

3. Hakkındaki 7 ilginç şeyi listelemek.

4. Sevdiğin 7 blogu listelemek.

5. Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak



logomuzu + linki ekledim.



sevdiğim bloglar çoook daha fazla olmakla beraber kurallara uymak açısından sıra gütmeden 7 tane blog arkadaşımı da yazıyorum:)

1-uğurböceklerim

2-ikizcadılar

3-primarima

4-zuzuların annesi

5-hergüne 1 eğlence

6-hayatımda yeni bir sayfa

7-malla

evt bunu da yaptım:))

mesajları da gönderirim:)



hakkımda 7 ilginç şey???? bunu insanın kendi kendine değerlendirmesi biraz zor!!! ama zoru başardım ilk aklıma gelenleri yazıyorum



1- Hayatta kimseyi kıskanmazken söz konusu eşim oldu mu “kıskanırım seni ben” modunda olurum
2- Arabayı bazen gereksiz hızlı kullanırım sonra da “vay ya şimdi şurada takla atsaydım nolucaktı? Vay ya şu köprüden uçsaydım n’yapardım?” diye günlerce düşünürüm
3- Herşeyi çok çabuk ezberleyebilirim ama aynı hızla da unuturum
4- Kör olma gibi bir fobim vardır. Gece uyurken bile elektrikler kesilse şak diye uyanırım ve kör oldum sanıp paniklerim
5- Düz çizgi bile çizemezken, resim kabiliyetim çöp adamı bile geçemezken önüme koyulan bir piyano ile istediğim melodiyi farketmedenparmaklarım çalmaya başlar
6- Korku filmi seyretmeyi çok severim ama film mutlaka gerçekçi olmalı yoksa hayal ürünü şeylerden,uzaylılardan,zombiden,hayvanlardan, vampirlerden vs. asla korkmam sadece aksiyonları hoşuma giderJ
7- Yerim yerim çok kilo almam. Her daim 2 çocuk da doğursam zayıfımdır. Bunun için de herkes yaşımı göstermediğimi, hele de 2 tane çocuğumun olduğuna asla inanmadıklarını söylerler



Evet şimdi sıra bu ödülü kime paslıyacağıma geldi:))) ben de bu ödülü ikiz cadıların annesi http://birkalpteikisevda.blogspot.com/ 'a paslıyorum... Hadi Yasemincim Allah kolaylık versin canım:))) güle güle kullan:))

1 Eylül 2009 Salı

Kardeşim bu annelik n'kadar zor bir işmiş böyle..

Vallahi bir geldiler pir geldiler bizimkiler. Daha yazlıktan getirdik hanım efendiyle beyfendiyi haftasına Efdal ateşlendi. Hemen doktora götürdük hem boğaz enfeksiyonu hem kulak. Bir hafta kuşumun hastalığıyla uğraştık ateş,ilaçlar,uykusuz geceler,iştahsızlık, sürekli mızlanma derken bir sonraki hafta Ethem hasta oldu aynı boğaz enfeksiyonunun biraz daha ağırı. Herhalde mikrop Efdal'de gelişti hop Ethem'e geçti. Gene aynı senaryo Ateş,iştahsızlık,ilaçlar,uykusuz geceler, mızmızlık. Haaaa aynı senaryo mu dedim yanlış demişim. Bu aynı senaryonun bir sonraki daha gerilim dolu bölümü. Ateş düşmez, Ethem ağzına lokma koymaz, ishal olur, ilaç içmek istemez, hiç uyumaz ve sürekli ağlar, ağlar, ağlar.... Ateşimiz,ishalimiz vs. geçti de ağlamamız yadigar kaldı.
İşe gelicem salya sümük, işten gelirim salya sümük, uyuyacağız salya sümük, yemek yiyeceğiz salya sümük..... bu liste uzar gider.
Liste uzarken tabii anne olan ben şahıs kişinin hayatı kısalır , sinileri alt üst olur, yorgunluktan beyin travması geçirir....
Kardeşim bu annelik n'kadar zor bir işmiş böyle..
Eeee kendi kendime dedim; ben bu çocukların bloguna sanki hep laylaylom şeyleri yazıyorum. Yıllar geçip de çocuklar bunları okurlarsa eğer ohhh amma da sakin, hırlı çocuklarmışız bak annem de buraya belgelemiş demesinler. Görsünler, okusunlar canım... 2,5 senedir uykusuzluktan artık helak oldum.. Resmen anane&dedenin eviyle bizim ev arası göçebe hayat sürer olduk. Kimsenin evinde düzen müzen kalmadı... İşten gelip de oturup şöyle normal insanlar gibi yemek yemeyi yıllardır unuttum. TV seyretmek zaten n'mümkün. Kitap okumak hayal... Koş Efdal'e koş Ethem'e... Herşey süper olsa kakaları gelir anacım.
" Anne kakam geldi, elimi tut yanımdan ayrılma"
" E kızım&oğlum ben akşam yemeği yiyordum ama??"
" Anneeee!!!! " ağlama başlar....
"e iyi ben sonra yerim"
beklenir beklenir sohbet muhabbet gırla...
"kızım&oğlum bitti mi?"
"bitmedi"
"bitti mi?"
"bitmedi"
"iyi o zaman ben sofraya gidiyorum bitince çağırırsın"
"e bitti"
"iyi yıkayalım popoyu o zaman"
popo yıkanır, eller yıkanır,sofraya gidilir.Diğer çocuğum canım ciğerim gelir.
"Anneee kakam geldi"
"ya nasıl yaaa hep mi ben yemeğe oturunca geliyor bu kakanız"
ve aynı terane baştan yaşanır. herkes yemeğini bitirir anne daha yememiştir ama zaten iştahı da kalmamıştır. Yemek yemekten de vazgeçer ve hemen çocukları ile oyuna kurulur...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Yine gelmediler.....

Bir de baktım en son 15 T'mmuzda yazı yazmışım!!! E normal tabii... önce 1 hafta tatile çıktık o da n'tatil?? Beğenmediğimden değil ama önceki alışılmış tatil köyü&otel tatili olmadığından.
Malumunuz benim kuzulara anane ve dede bakıyor ; onların da Kerpe tarafında yazlık evleri var(yerlisi olmayan pek bilmez diye düşünüyorum!!! hata mı yapıyorum belki bilen biliyordur neysem). Sair zamanda ananemiz ve dedemiz havalar ısındımı artık bu Nisan mı olur Mayıs mı bilinmez kendilerini yazlığa bir atarlar geri getirebilene aşkolsun. Eskiden yani taaa öğrenciyken diyelim ben de onlarla okul kapanır kapanmaz giderdim yazlığa... Ohhh 3 ay tatil.. Belki de hayatımın en sorunsuz en rahat zamanlarıydı.Bak şimdi konu n'relere kayıyor hemen toparlıyorum... Efendim çocuklar doğduğundan beri bizimkiler doğal olarak yazlık yüzü göremez oldular. Bu sene daha sene başından başladılar " acaba çocuklar anne&babaları olmadan bizimle yazlıkta kalırlar mı?" Bizim tabii Mert'le yüreğimiz pırpır kalmazlar desek olmaz ; kalırlar desek hiç olmaz... Böylece aylar geçti. Yaz iyice yüzünü göstermeye başlayınca annemler bir teklifte bulundular "bir hafta gidelim beraber kalalım sonra baktık çocuklar sevdiler biz bir hafta daha kalırız." iyi olur dedik işlerimizi ayarladık 2 hafta önce çıktık yola; hem de işlerimizi cumadan toparlayamadığımız için (karı koca kendi işinde çalışınca böyle oluyor malesef) kaldık salı akşamına. Yazlığımıza gidince n'kadar çok çok özlediğimi farkettim oraları. Gerçi çoğu şey hayat gibi değişmiş ama olsun kokusu aynı:)) 1 hafta olmasa da 5 gün kuzucuklarımla beraber denize girdik, kumda oynadık, dedemizin bahçemize kurduğu salıncaklarda sallandık yedik içtik oynadık derken pazar akşamına geldik.

Çocuklar çok mutlu, ananemiz mutlu dedemiz mutlu bir Mert'le biz buruk:(( nasıl olur acaba şöyle böyle derken annem "biz bir hafta daha kalırız Belgin hem bak ablan da geliyor biraz da teyzeleri oynar onlarla" deyince boynumuz bükük kabul ettik. Pazar akşamı bir gece daha çocuklarla geçirebilmek için yola çıkmadık. P'tesi sabahın körü kuzucuklarımızı öpüp düştük yollara...
Biz yokken gayet mutlularmış elbette bizi de soruyorlarmış ama zaten Bursa'da da anane ve dede ile kaldıkları için tutturmuyorlarmış açıkçası. Bu şekilde 4 gün daha geçti ve biz baktık dayanamıyoruz P'rşembe akşamı işten çıktığımız gibi yine kendimizi Kerpe yollarında bulduk. Canlarım bizi görünce çok mutlu oldular tabii... c'ma , C'tesi , P'zar derken..
tabii tabii tahmin ettiğim gibi annemler bir hafta daha kalmaya karar verdiler. "Belgin kızım çocuklar mis gibi havada bahçeli evde güneşin kumun tadını çıkarıyorlar hem bak Meltem'de senin gibi Doruk'u bırakıyor (Meltem benim en yakın arkadaşım hatta çocukluk arkadaşım hatta nikah şahidim hatta ben de onun nikah şahidiydim hatta aynı sene evlenip aynı sene çocuk doğurduğum canım arkadaşım:))) Ben Öff Pöff.... Bursada da nalet olası evin önü kablolu tv için kazılmış toz toprak pencere bile açılmıyor hem Doruk'la oynuyorlarmış hem babaanneleri de orda hem neneleri hem amanaları hem teyzeleri off pofff... ama ben çok özlüyorum o n'olucak??? Hiç birşey olmıyacak... Zaten ramazan geliyor bu h.sonu istemeseler de gelicekler:))) Bu arada bu sabah 5.30 da kalkıp yollara düşüp işe geldiğim ve hala birşey yemediğim için yazım biraz karmaşık olmuş olabilir:))) zaten ben de karmaşığım bu iki haftadır:)))


Bir iki zuzularımın resmini de ekliyeyim de yazımın üstündeki kasvet biraz kalksın...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

İkiz Annesi Olmak Demek ;



İkiz annesi olmak demek ; herşeyden önce kendini iki melekle ödüllendirilmiş özel bir insan gibi hissetmek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; "aaaa bunlar ikiz mi?" diye heryerde dikkat çekmek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; "normal mi tüp bebek mi?" sorularına sürekli maruz kalmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; bir ninniyi iki bebek için ayrı ayrı besteleyip gerekirse ikisine ortak bir şekilde söylemek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; işe gelirken arkanızdan ağlayan 2 çocuk birden bırakmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; gerekirse iki bebeğinizi aynı anda emzirmek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; "o benim annem, hayır benim annem" diye kavga eden çocuklarınızı görünce gözünüze yaşlar dolması demektir.

İkiz annesi olmak demek ; yemeğini yemiyen bir çocuğunuzdan kahrolduktan sonra arkasından ikinci bir yemek yedirme savaşından da malup ayrılıp yemekleri çocuklarının başından aşağı dökmeyi istemek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; yeni yeni tuvaletini söylemeye başlıyan bir çocuğunu iki damla çiş için binbir zahmetle ve oyunla klozete oturtmuşken diğer çocuğunun bir anda banyoya dalıp elini ayağını yıkamasına engel olmaya çalışmak bu arada klozette oturan çocuğunun yerinden kalkmaması için eline tuvalet kağıtlarını tutuşturmak ve kendisini mumyaya çevirmesine izin vermek akabinde elimi yıkayacağım diye ağlayan çocuğununa iyi hadi yıka bari demişken her yeri ıslatmasına ek olarak kayan taburesinden düşmesin diye müdahale etmek bu sefer de kakasını yapmış ama poposu daha yıkanmamış çocuğunun salona kaçmasına engel olmak ve sonrasında poposunu yıkamaya tam ikna etmişken diğer veledin taharet musluğunu sonuna kadar açmasından dolayı üstünün hatta hatta ağzının burnunun su içinde kalması ve sonrasında çöp kovasının üstüne basılarak etrafı mahvetmiş olan sifonu ben çekicem yarışı içindeki çocuklarına sabırla tuvalet eğitimi vermeye çalışmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; evin içinde sürekli yapılan "o benim" kavgalarına iki tarafıda kırmadan müdahale etmek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; bir çocuğunuzu başarısından dolayı överken diğer çocuğunuzun da başarısını bulup onu da övmek demektir.

İkiz annesi olmak demek; evde yalnızken aynı anda ağlayan iki bebeği birden susturmaya çalışmak sonra da n'den 4 tane elim yok ki diye üzülüp ağlamak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; bir çocuğunuzu uyuturken diğerinin kapıda ben de annemi istiyorum diye ağlamasına kahrolmak aynı zamanda da kahrolurken kucağınızda ki bebeği uyutmaya çalışmak ama kalbi sürekli yarım kalmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; etrafa çil horozu gibi dağılan küçük çocuklarınızla tek başınıza parka, markete v.s. gidememek bundan dolayı da hep bir başkasına mahkum kalmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; zorla uyuttuğunuz çocuklarınızdan birinin uyanıp ses çıkarıp da diğerini uyandırmaması için dua etmek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; şöyle keyifle alayımda kuzucuklarımı sırayla yıkayayım dediğiniz vakit banyonun dışında kalan çocuğunuzun viyaklamalarına dayanamayıp yalap şalap sırayla ağlaşan çocuklarınızı yıkamak , ya da banyoda geçirilecek en az bir buçuk iki saati gözden çıkarmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; oğlunuzla arabalarla oynarken sıkılmış küçük kızınızı eğlendirmek için acıkan arabalara kızınızın yaptığı çay servisinden içirmek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; herşeyden 2 tane almak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; bir yavrunuzu kucağınıza almış öpüp koklarken, mahsunlanmış diğer yavrunuzu da kucağınıza alıp çifte mutluluk yaşamak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; beni kucağına al diye ağlıyan iki çocukla aynı anda nasıl başa çıkacağı çoktan çözümlemiş olmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; birbiriyle oynayan çocuklarını gördükçe çok mutlu olmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; çocuklarının birbirlerine sahip oldukları için çok şanslı olduklarını düşünüp sevinmek demektir.

İkiz annesi olmak demek ; çete oluşturmuş çocuklarına karşı guardı almak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; bir çocuğuyla içerde oyun oynarken diğeri gözünün önünden kaybolduğu zaman eyvah şimdi kimbilir n'yapıyor diğer odada diye telaşlanıp bir türlü tam konsantre olmuş vaziyette birebir oyun oynayamamak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; bir yere gezmeye gidileceği zaman çekilen çocuk giyindirip soyundurma alt değiştirme eziyetini 2 kere yaşayıp kan ter içinde kalma durumunun çarpı 2 olması demektir.

İkiz annesi olmak demek ; farklı çizgi filmler izlemek isteyen çocukları için yarımşardan bir çizgi film oluşturmak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; duyargalarının çifter çifter açık olması demektir.

İkiz annesi olmak demek ; arada bir tek çocuğum olsaydı n'kadar rahat olurdum diye düşündükten ve iç geçirdikten sonra vicdan azabından ölmek ve ayy ben böyle düşündüm ya çocuklarıma bir şey olursa şimdi ben n'yaparım diye de ağlamak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; ikiz annesi olmayan hiç kimsenin anlayamayacağı şekilde farklı bir yaşam farklı bir annelik yaşamak demektir.

İkiz annesi olmak demek ; bu listenin hiç bitmemesi demektir.