29 Mart 2011 Salı

Barış Çiçek'in tüyler ürperten deneyi

Kayseri deki öldürülen çocuklar ilk kaybolduklarında da bloguma yazmıştım. Bu olay beni çok derinden üzdü. Nasıl bir yaratık bunları yapar işin o kısmını zaten anlamadığım gibi çocuklarımla ilgili de çok daha fazla korkar oldum. Kayseride bu olay için şüpheli görülen 244 kişi varmış Bu n'demek? Bir şehirde sadece polisin gözüne çarpan 244 tane pedofili... Tüylerim diken diken oluyor.
Bugün bilgisayar başına geçer geçmez ilk iş olarak blogumdaki fotoları sildim. Resmen içim acıdı. Bir yandan sildim bir yandan kendimi telkin ettim bir yandan korktum ama sürekli dua ettim. Şimdi aşağıda Araştırmacı yazar Barış Çiçek'in tüyler ürperten deneyini yazıyorum.

Begüm10’la internette ibret deneyi yaptı


Eray GÖRGÜLÜ 15 Mart 2011


Araştırmacı yazar Barış Çiçek’in internette yaptığı bir deney çocuk istismarının boyutlarını gözler önüne serdi. Begüm10 adıyla internetteki bir sohbet ortamına giren araştırmacı kendisini 10 yaşında ve beşinci sınıf öğrencisi olarak tanıttı. “Begüm10”a ilk yarım saat içinde 43’ü cinsel içerikli, 100 mesaj geldi.


Türkiye’de her iki dakikada bir çocuğun istismara uğradığını söyleyen araştırmacı yazar Barış Çiçek’in, çocukların cinsel istismardan korunmasına yönelik ailelere rehber olabilecek “Sesimi Duyan Var mı?” adlı kitabı raflardaki yerini aldı.
Kitapta cinsel istismara ilişkin bilgi verilirken, internette sohbet ortamında yapılmış bir deneye de aktarıldı. Çiçek, şunları söyledi:
“İstismarın boyutlarını anlatabilmek için, çocukların ve gençlerin sohbet odalarına girerek kendimizi 10 yaşında ilkokul 5. sınıf öğrencisi olarak tanıttık. Kullanıcı adını Begüm10 olarak belirledik. Begüm, çağdaş hoş bir ismi, 10 da kullanıcının yaşını simgeleyecek böylece diğer kullanıcılar, bu katılımcının yaşını hemen anlayacaktı.

Israrlı mesajlar

Begüm’e ilk 10 dakikada birebir pencereden 25 özel görüşme talebi geldi. 28. dakikada talep sayısı yüze ulaştı. Bunların 43 tanesi ilk cümlesinde cinsel içerikli sözcükler kullandı. Begüm özellikle bu 43 kişiye ilk mesajda 10 yaşında olduğunu tekrar belirtti. Sadece bir kişi yaşı öğrendikten sonra özür dileyerek bağlantısını kesti. Diğer pencere açanlardan hiç biri görüşmeyi kesmediği gibi bağlantının kesilmemesi için olağan üstü çaba sarf ettiler.

Cinselliği öğreteceklermiş!

Hepsi büyük bir istekle 10 yaşındaki bir çocuğa cinselliği öğretmeye çalıştılar. İstismarcılar, öğretmek adı altında istismarın çocuğu korkutmadan kabullendirilmesinin daha kolay olduğunu bilerek hareket ediyorlar. Çocuklar sürekli öğretildikleri ve eğitildikleri için bunu da normal bir süreç olarak görüp, ‘öğrenme sürecine’ çok rahat adapte olurlar.
Çocuğu kendisine bağlamanın ilk adımlarını atan istismarcılar, çocuğun IP numarası ile bilgisayarı kullandıkları yerin ikamet adresini dahi tespit edebilirler.

Kadın istismarcı da var

Öte yandan, hep erkekler üzerinde dursak da, kadın istismarcılara da rastlanılır. Kadın istismarcılar da erkekler kadar tehlikeli sonuçlara neden olurlar. Türkiye’de çok fazla kaynak yok, cinsel istismar konusunda. Akademik yayınlar var ancak ailelerin çok kolay anlayabileceği dilde değil. Diğer yandan bu konunun üstü de her ortamda kapatılmaya çalışılıyor.”

23 Mart 2011 Çarşamba

Buyrun burdan yakın...

Sevgili blogcum;
Bunca aradan sonra böyle bir konuyla tekrar bloguma dönmek içimi burksa da yazmadan edemeyeceğim.

Canım blogum bu benim oğlum n'zaman sakin olmayı öğrenecek sorarım sana ya da koşarken önüne bakması gerektiğini veyahut önüne bir şey çıktığında durması gerektiğini hııı????

Evet blogcum müthiş heyecanlı bir çocuğa sahibim aslında müthiş heyecanlı ve son zamanlarda daha da çok anladım ki müthiş hırslı iki çocuğa sahibim. Bu heyecan Ethem de koşma zıplama atlama hoplama şeklinde kendini gösterirken Efdal'de sürekli konuşma bildiği şarkıları söyleme bilmediği dillerde şarkılar uydurma ama sonuç olarak hiç susmama şeklinde kendini gösteriyor.


Uzmanlar der ki "çocuğunuza yenilmeyi de öğretin başkasının başarısından mutlu olmayı da bilsinler"
Olur tabii bilsinler de çocuğumuz yenildiği zaman sinir krizi geçirip joistiği fırlatıp atıyorsa ve morarcasına ağlıyorsa n'yapıcaz??? veyahut siz ondan çok hafıza kartlarını bildiyseniz o bunu anlayınca büyük bir yaygara ile bağırıyor ve kartları darma duman ediyorsa n'yapacaksınız???

Hadi çocuğumuzu geçtik kocanız düdük kadar koridorda iki veletle aman çok mutlu oldular diye basketbol oynuyorsa o bunun oyun olduğunun farkındaysa ama oğlunuz hırs yaptıysa hiç sağa sola dikkat etmeden bodozlama dolaba kafayı geçirip kafayı yarıyorsa n'yapacaksınız???

Haa söyliyim su gibi akan kanı gören çocuğunuzun geçirdiği sinir krizini sustarmaya çalışacaksınız bu arada meraktan çatlamış diğer çocuğunuzu olay mahallinden uzaklaştırmaya çalışıcaksınız ama n'mümkün tabii?
Sürekli bir şey yok çocuğum korkma derken kafanızdan kırkbir türlü hikaye yazacaksınız ve her hikayeden çok korkacaksınız.
Sonra alel acele el yüz yıkayıp bir pamuk bulup üzerinize aldığınız ilk şeyle acile koşacaksınız tabii bu arada ocaktaki yemeği fırındaki tepsiyi kapatmayı unutmayacaksınız ki döndüğünüzde eviniz yerinde olsun.
Sonra merakından çatlamış diğer çocuğunuzun hiç durmadan konuşmasına mani olmaya çalışacaksınız ama olamayacaksınız.
Sonra acilde hemen röntgenlerinizi çektirip sonuçlar çıkana kadar ondokuz doğuracaksınız tam sonuçların temizliğine sevinirken bu süper iyi ihtimal tabii!! dikiş atılacağını duyup bu sefer de görsellik için kaygılanmaya başlıyacaksınız.
Sonra kendinizi evden çağırttığınız estetik cerrahı beklerken bulacaksınız dr'un gelip yarayı yapıştırmasıyla ferahlayan yüreğinizi bu sefer de 10 gün çok çok dikkatli olmanız gerektiğini duyunca e benim çocuğum 10dk yerinde duramıyor 10 gün nasıl dikkat edicez diye endişelenirken bulacaksınız....
Bıdı bıdı bıdı...

Daha n'diyeyim blogcum işte durum bu...
Diyorum ki Ethem büyüdüğü zaman elime bebeklik fotosunu alıp diyeyim ki;
"bak oğlum ben seni bu şekilde doğurdum ama sen kendini bu şekile getirdin!!!" Umarım oğlum "vay be anne yıllar içinde amma da karizmatik olmuşum şu yakışıklılığıma bak" desin.. inşallah inşallah...

4 Mart 2011 Cuma

Biraz zaman...!



Gün Sıla dinleme günü... Bilinmez n'dendir cuma günleri Sıla dinleme günüm. Acaba haftanın yorgunluğunu atmak için mi? yoksa huzurlu bir hafta sonu geçirmek için mi?

Gerçi sebebi çok önemli değil sonuç belli Sıla...

Cücüklere gelince; efendim onlar iyi ama biz biraz stresliyiz.
Çok daha önce hayatımızdan çıkarmamız gereken insanlara yavaş yavaş yol vermeye başladık.
Şöyle bir kenara çekildik buyrun alacağınız n'varsa alın gidin dedik.
Onlar da hiç acımadan yağmalama halindeler. N'zaman bitecek diye bekliyorum.

Sabırla bekliyorum demek isterdim ama artık sabrımın kalmadığının da farkındayım.
Sabırla olmasa da bekliyorum. Bakalım yağmalama sonrası n'ler kalacak? Zaman ilerledikçe göreceğiz
Hayr'ını görebilecekler mi?
İnsanları bir bakışta tanımak için daha kaç fırın ekmek yememiz gerekecek acaba? Bilinmez...
İşte bu arada onlar bastıkları yüreğimin üstünden kalkarken ben de bir yandan acı çekiyor bir yandan da rahatlıyorum.

Tamamen gittiklerinde kapıyı sıkıca kilitlemeyi düşünüyorum.
Tüm bu karmaşık duygular içindeyken de stressiz olmak n'mümkün?

Bu ara en çok duyduğum laf biraz zaman!!!

işte ben de o biraz zamanı bekliyorum...

1 Mart 2011 Salı

BLOGUMA DOKUNMA...!



Bekliyordum desem abartmış mı olurum??? İçimde anlamsız bir kaygı vardı. Sürekli bu yazılanları yedeklemek lazım bir yerlere aktarmak lazım madem amaç çocuklarıma 1-2 satır bırakmak buraya güvenmemek lazım diye diye düşünürken dün birçok blogger arkadaşımın yazılarını okuyunca işte gün bugünmüş demiş. N'yalan söyliyim bu kadar da çabuk beklemiyordum canım. Ben de birçoğunuzun yaptığı gibi wordpress'e blog aktardım işte bu da adresimdir. http://efdalethembuyuyorlar.wordpress.com/
Umarım henüz incelemeye bile vakit bulamadığım bu yere geçmek zorunda kalmayız ama kalırsak da göstermiş olduk ki yazı yazmayı sesimizi duyurmayı kimse engelleyemez burdan olmazsa ordan yazarız..
Bu arada zaten hiç sevmediğim Dıgıturk'ten iyice nefret eder oldum. Tüm blogger arkadaşlar birgün belirleyip o gün iptal ettirsek üyeliğimizi daha mı bir ses getirmiş oluruz onu düşünüyorum...
Görüşmek üzere...