30 Haziran 2009 Salı

İNNAP.... İNNAPPP

Minik kızım bu aralar pek bi alem... Canı sıkılınca hemen muncurları asık, baş aşağı eğik etrafa yandan yandan bakarak ya evin içinde geziniyor ya da direkt kendini yere atmış vaziyette bekliyor...
Sebep açık İLGİ... ama olabildiğince çok İLGİ.. İlgi n'kadar çok Efdal o kadar huzurlu:))
Diyelim ki C'tesi babasının işten gelme saati kapı çaldı bir mutlulukla yerinden fırlıyor kapıya koşuyor , babası kapıdan içeri girdi mi vaziyet hemen yukarıda anlattığım şekilde değişiyor... Hafta içi aynı sahneyi bana oynarken hafta sonu babasına yapıyor... Şu an için çok komik ilerde n'olur Allah bilir...
Gelelim İnnapp meselesine bir de bu ara Efdal bu kelimeye takılmış durumda. Geçen gün evden çıkıcaz bir acele koltuğun kolçağına oturdum (Efdal kucağımda) ayakkabılarını giydirmeye çalışıyorum Efdal de bir çığlık bir çığlık "İnnapp innaappp dücücem" diye bağırıyor... Evet anlaşıldığı üzere İnnapp "imdat" demek oluyor... ya da oyun oynarken tehlikeli bir durum mu oldu gene aynı şekilde bağırmaya başlıyor " innapp innapp" ...
yani bu çocuklar çok alem oluyorlar vesselam...

25 Haziran 2009 Perşembe

Dedemizden Mektup Var

Yıl 2007 aylardan Nisan 15 benim için en mutlu günlerden biri.... Biliyor musunuz annaneniz ,teyzeniz ve ben arabamızla Bursadaki doğacağınız hastaneye giderken arabamızın tekerlekleri sanki asfaltta gitmiyorda bir uçak misali size doğru yıldırım hızıyla uçuyordu. Anneniz sizleri bize gösterebilmek için doğum odasına gittiğinde bizler dışarıda yerimizde kakılmış kalmışmıydık bilemiyorum ama ben bir sürü düşünceler içinde olduğumu biliyorum, sizleri ve annenizi sağlıklı görebilmem için dualar edip zangır zangır heyecandan titriyordum. Hatırladığım kadarı ile saat 10.10 da Efdal Ethem'i iterek dünyaya göndermiş arkasından da 5 dakika sonra kendisi işte bu gördüğünüz dünyamıza gözlerini açmıştı..
Nasıl mı idiniz? küçücük gözleriniz daha açılmamıştı ve aradabir bir gözünüzü açarak etrafa ürkek ürkek bakıyordunuz. Öf be dede demeyin işte o anlar benim için unutulmayacak; o görüntüleriniz ve gittikçe güzelleşen dilleşen hele hele dede deyipte beni arayışlarınız yok mu o mutluluğu size nasıl anlatsam anlarsınız bilmem ki Annenizin kucağında memesini emmek sizi ne kadar mutlu ediyorsa işte ben de sizlerle onun gibi bir mutluluğu yaşıyorum.....


Hamiş; Babamın Ethem ve Efdal'in ilk yaşgünleri için hazırladığı bu yazıyı izniyle paylaşmak ancak nasip oldu.

11 Haziran 2009 Perşembe

MAYNUM ETHEM

İş çıkışı çocukları götürmeyi sevdiğimiz bir mekan da Kafkas. Tam bizimkilerin hoşuna giden güzel bir parkı var; düşüp kalksalar da her yer çimenlik olduğu için ben de seviyorum orayı:)) Aynı zamanda bir de bahçenin yanında 2 tane köpekleri, 1 tane papağanları ve 2 tane de maymunları var, bizimkiler bayılıyorlar. Papağan "merhaba" dedikçe Efdal 'de ona cevap verme gereği duyup dili döndüğünce merhaba diyor ama kızımın favorisi oradaki köpekler.Efdal bu ara bütün köpekleri bizim evimizin bahçesindeki kurt köpeği olan "paşa" diye çağırıyor daha doğrusu pataa:)) Ethem'e göre köpeklerden biri kaplan ama oğlumun favorisi maymunlar:) Kafkastaki maymunları gördükten sonra evimizin balkonundaki salıncakta sürekli bize maymun taklidi yapar oldu n'denli bir nebze de olsa buna alışsam da gene de bazen yüreğim ağzıma geliyor:)) Ethem'e "oğlum napıyorsun?" dedinmi de cevap açık ve net "annee men maynum oodum" insanın içinden iyi nane oldun diyesi geliyor ama o kadar şirinki birşey de yapamıyosun:)) İşte bu blog fonunu görünce dedim ki bu ara blogumuzun fonu bu olmalı:))

9 Haziran 2009 Salı

HAVAİ FİŞEK...


Ethem doğduğundan beri yüksek seslerden çok fazla ürküyor.. Geçen yaz evimize yakın bir yerde sürekli havai fişek gösterileri olurdu, Efdal için izlemesi n'kadar zevkli ise Ethem için de o kadar kabus... O minicik haliyle içeri kaçar ağlardı..:((( ben de havai fişekler bitene kadar onu başka odaya götürüp unutturmaya , eğlendirmeye çalışırdım. Aradan uzun bir zaman geçince ve nispeten oğlum büyüyünce artık korkmaz diye düşünüyordum ama öyle olmadı. Efdal 'le havai fişekleri izlerken Ethem balkona geldi ve gelmesi ile bağırarak içeri kaçması bir oldu.. bütün akşam bir daha balkona çıkaramadık. N'kadar olayı anlatmaya çalışsam da fayda etmedi bu sefer benim ve Efdal'in de balkonda durmamıza izin vermedi. Benim minik kuşum Efdal'im n'denli en az benim kadar Ethem'e korkulacak birşey olmadığı konusunda dil dökse de o da fayda etmedi. " Adaamm (bu Efdal için Ethem demek oluyor:))kokulacak bi şi ok bak bitti bitti, üsülme sen bak ok bi şi ,alamaa" bu arada Ethem'e sarılıp bir de öpüyor... ben de güler misin ağlar mısın durumunda oluyorum tabiii...
Ethem her yüksek sesten korktuğunda ilk doğdukları günlerdeki Ethem 'le yaşadığımız yoğun bakım ünitesi kabusu aklıma geliyor. Acaba benim canım oğlum ordaki o yüksek tonda bağıran makinaların seslerinden mi çok etkilenip de hala unutamıyor diye hüzünlenip duruyorum.. Aklıma geldikçe sinirlerim bozuluyor... Benim canım oğlum 4 gün daha annesinin koynunda doya doya kalamadan o makinaların arasında, her kıpırdanışında tüm üniteyi inleten bir sinyalle yaşamak zorunda kaldı. Acaba bu huzursuzluğu ondan mı??:((
video

1 Haziran 2009 Pazartesi

Bursa'yı geziyoruz:)) maksempınar

Geçen hafta hava rüzgarlı olduğu için gezintimiz anlatmaya değmiyecek kadar kısa sürmüştü. N'reye mi gitmiştik "Bademli Köyü" ne... Bursalılar daha iyi bilirler sanırım; Bademli Bursa 'nın villa cenneti... ama biz asıl köyüne gittik tabii köy demeye bin şahit bir hali kalmıştı ama gene de Efdal orayı çok sevdi sürekli "bis n'reye geedik?" deyip durdu küçük kuzum benim onun için yeşillik , çayır çimen olsun yeter. Bir de gezerken yorulup da "anne kudak" deyip ben de "aa yürü bakalım " deyince kendini yerlere atıp " duştum, beeyim ağrıyor" demeleri hatırımda kalan miniklerin hatıralarından oldu:))
Peki bu hafta sonu n'yaptık??? gene Bursa'yı fethettik:)) Yolunu bile bilmediğimiz Maksempınar köyüne piknik yapmaya gittik. Orayı bulana kadar da değişik bir kaç köy gezmiş olduk:))Karınlarımız çok acıktı ama bence o yorgunluğa değdi. Yüksek bir Bursa köyüymüş Maksempınar. Aşağılar sıcaktan yanarken biz güzel güzel sadece bize ait bir alanda piknik yapma lüksüne eriştik. Köyün güzel sularından şişelerimize , temiz havasından da ciğerlerimize doldurduk:)) Ethem de Efdal de gönüllerince koştular. Tabiii piknik kazalarımız da olmadı değil o kadar koşmaya:))) En güzeli de Ethem 'in hiç sebepsiz gelip gelip beni "annemmm" diye öpmeleriydi:)) Bu ara oğlum durup durup annemmm canımmm diyor sonra sevgiyle gelip öpüyor. Allah'ım bir ömre bedel iki tane yavru nasip ettin bana bin şükür...
Bu güzel yerde hiç fotoğraf çekememem kesinlikle benim ayıbım:(( bir daha bunu yapmıycam inşallah...